Sosyal Fobi

Sosyal fobi, kişinin sosyal ortamlarda yoğun kaygı yaşamasıyla tanımlanan bir psikiyatrik hastalıktır.

Sosyal fobisi olan kişiler, topluluk önünde performans sergilemesi gereken durumlarda (örn. sunum yapmak gibi), tanımadığı ortama girmeleri gerektiğinde veya kalabalık ortamlar içerisinde, kendilerini huzursuz ve gergin hissederler, bedenleri kasılabilir. Bu durumda çoğu kişinin, kendisine sıkıntı veren ortamlara girmekten kaçındığı görülür. Kaçınma sebebiyle kişinin okul, iş veya sosyal hayatında bozulmalar meydana gelebilir.

Sosyal fobisi olan kişilerde bazı düşünce kalıpları görülmektedir. Bu düşünce kalıpları şu şekilde örneklendirilebilir:

  • Herkes bana bakacak ve benimle dalga geçecek.
  • Yüzümün kızardığını veya terlediğimi herkes fark edecek.
  • Gülünç duruma düşeceğim.
  • Konuşamayacağım.

Kişinin sosyal ortam içerisinde bu şekilde düşünceler geliştirmesi, kaygısının artmasına neden olmaktadır. Bu kaygı artışı, bazen kişide korktuğu şeyin başına gelmesini sağlar. Örneğin yüzünün kızaracağını düşünen ve bu konuda yoğun endişesi olan bir kişinin, kalp atışlarının artması sonucu yüzü kızarabilir. Ardından kişi, korktuğu durum başına geldiği için bir dahaki seferde daha yoğun bir kaygı hissedecektir. Bu durum da kısır döngüyü meydana getirir.

Yoğun kaygı duyulan durumda kişide bir takım bedensel belirtiler de meydana gelmektedir. Bu bedensel belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kalp çarpıntısı
  • Terleme
  • Yüz kızarması
  • Nefes darlığı
  • Mide kasılması vb.

Sosyal fobide, düşüncelerin kişi üzerinde ne tür bir etkiye neden olduğunu anlayabilmek önemlidir. Çünkü kişi düşünceleri nedeniyle yoğun kaygı yaşamaktadır.

Çocuklarda Sosyal Fobi

Sosyal fobi belirtileri erken yaşlarda ortaya çıkabilmektedir. Genellikle okul döneminde kendisini gösteren bu belirtiler çocuğun sınıfta geri planda kalmasına, bilse bile sorulan sorulara cevap verememesine, derse katılımının düşmesine ve potansiyelini tam olarak ortaya koyamamasına neden olmaktadır.

Sosyal fobi belirtileri sergileyen çocuk, öğretmenleri veya arkadaşları tarafından “çekingen” olarak tanımlanabilir. Çocuk da, yaşadığı bu sıkıntının kendisinin bir kişilik özelliği olduğuna inanabilir.

Oysaki çocuk veya yetişkinde sosyal fobi belirtileri ortaya çıktığında bunların yapısal özellik olduğu yanılgısına düşülmemelidir. Bu durum psikiyatrisk bir hastalıktır ve tedavisi mümkündür.

Tedavi

Sosyal fobinin erken yaşlarda başlaması ve süreklilik göstermesi nedeniyle kişi ve çevresinde bu durumun değişmeyeceğine ilişkin bir inanç gelişebilir. Bu nedenle öncelikle kişinin ve/veya çevresinin hastalıkla ilgili bilgilendirilmesi önemlidir.

Tedavide ilaç desteği ile birlikte psikoterapinin eş zamanlı yürütülmesi, sorunun üstesinden gelmek konusunda daha etkin bir yol izlenmesini sağlar. Psikoterapi ile kişinin olumsuz düşüncelerinin tespit edilmesi, bu düşüncelerin yerine alternatiflerin geliştirilmesi ve kaçınmalarının ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Bu hedeflere ulaşabilmek için davranışçı teknikler (imajinasyon, aşamalı yüzleştirme gibi) kullanılır.